Hayatımın birçok evresinde spor benim için vazgeçilmez bir aksiyon oldu. Aksiyon oldu diyorum çünkü sağlıklı yaşamak ve zinde olmak kadar spor yaparken eğlenmekte benim için o kadar önemli…

Spor salonlarına bir hevesle yazılıp bir süre sonra “aman bu akşam gitmeyeyim, yarın giderim” cümlesini kurmayan çok az insan vardır diye düşünüyorum. Bu süreci birçok defa ben de yaşadım ve benim açımdan bu problemin psikolojik nedeni; sporun bir süre sonra keyifli ve eğlenceli bir hale gelmemesi, spor salonlarında çalışan hocaların “kişisel eğitmen” olma beklentisinde olması ve bunun dışında üyelere ilgisiz oluşu,  birazda gelişim beklediğimiz alanlarda o etkiyi net görmemem. Tabi ki spor salonuna gitme eylemi ve amacı kişiden kişiye göre değişir. O yüzden “gelişimin” ucunun çok ucu açık kavram olduğunun farkındayım.

Ama genelleyecek olursak birçok kişinin derdi “fit olmak ve zayıflamak” şeklinde değerlendirilebilir.  Vücut geliştirme olayına hiç girmiyorum çünkü gerçekten idman yapmanın da çok ötesinde bir konu…

Gelelim benim “Jumping Fitness” ile tanışma sürecime… Yaklaşık 7 aydır “fitness” ağırlıklı olmak üzere vücut geliştirmeye yönelik düzenli idman programları uyguluyorum. Vücut geliştirmek için spora gidenler çok iyi bilir, kas kütlesi kazandıktan sonra en zorlu süreç vücutta yağ oranını minimuma düşürerek bu kasları sergileyebilmektir.

Bunun için yapılması gereken en temel şey, beslenmeye dikkat edip sıkı bir kardiyo idman sürecine girebilmektir. Bu olayı daha hızlı ve eğlenceli hale nasıl getiririm derken bir anda karşıma Jumping Fitness çıktı!

İlk gördüğümde trambolin üzerinde senkronize zıplayan insanlar, gülen güzler ve bana çok eğlenceli gelen kareler bana çok cazip geldi.

Küçük bir araştırma ile bu sporun “Jumping Fitness Türkiye” patenti ile Almanya’dan uzman bir ekip  tarafından ülkemize getirildiğini fark ettim. Neden patent ve uzman vurgusu yaptım tahmin edebilirsiniz. Sporun türü ne olursa olsun, kesinlikle bir bilenle yapılması gerektiğini çok katı savunanlardanım.  Çünkü yanlış yapılan spor bir insanı ömür boyu sakatlığa mahkum edebilir, hatta daha ağır bir bedel bile ödetebilir.

İlk defa denemek için bana en yakın salonu seçtim ve bir arkadaşım aracılığıyla bu işi Türkiye’ye getiren yetkili kişi ile tanıştım. Tabii ki dışarıdan baktığımda beni hem heyecanlandırdı, hem de “acaba yapabilecek miyim?” soruları kafamda belirdi. Arkadaşlar denemeden bunu anlamanız mümkün değil, daha önce trambolinde hoplamış, zıplamış (bunu spor amaçlı yapmasa bile) kaç kişi tanıyabiliriz ki?

Bu işin en doğrusu denemek diyebilirim. Ders katılımcıların kondisyon durumuna ve deneyimine göre şekilleniyor ya da sınıflanıyor diyebiliriz. “Benim nefesim yetmez, beceremem, dayanamam” gibi şeyler düşünmeyin. Hoca dersten önce zaten bir rahatsızlığınız olup olmadığını, daha önce deneyiminiz var mı yok mu diye soruyor. Bu sorulara cevap vermeniz zaten dersin zorluk derecesini belirleyecektir. Korkmayın!

Neyse ders başladıktan sonra trambolin üzerinde ısınmak için müzikle birlikte idmana başladığımda çok eğlenceli olduğu tezini hemen kendime kanıtlamış oldum. Bu arada çok genel bir bilgi trambolin üzerinde yükseğe zıplamak değil amacımız! Denemeye karar verirseniz hoca size ne olduğunu ne sebebini anlatacaktır.

Isınma evresi bittikten sonra bile vücudunuzun ısındığını, hatta ufaktan terlemeye başladığınızı, kondisyon durumunuza göre de soluklandığınızı fark edeceksiniz. Korkmayın derin derin nefes alın verin J

Isınma ve esneme tamamen bittikten sonra aksiyon başlıyor diyebilirim. Zıplama pozisyonundaki “basic” diye tabir edilen en temel hareketi doğru yaparsanız karın kaslarınızın nasıl geliştiğine siz bile inanamayacaksınız! Aklınıza ilk gelen sorunun “o trambolin üzerinde zıplamaya bacak mı dayanır, kas mı dayanır? dediğinizi tahmin ediyorum!

Eğer sabırlı olursanız, doğru zamanda, doğru eforu gösterirseniz o trambolin üzerinde saatlerce dans edebilecek kadar güçlendiğinizi fark edeceksiniz. Spor bir anlamda insanın vücudunun sınırlarını keşfettiği ve düzenli çalışmayla sınırlarını genişlettiği bir aksiyon olduğu için zamanla güçlendiğinizi ve geliştiğinizi fark edeceksiniz.

Özetle işin teknik tarafını anlatacak bir uzmanlığım olmadığı için vücudunuzun her bölgesindeki kasların çalıştığına, doğru nefes ve kondisyon kazanacağınıza emin olabilirsiniz, bizzat yaşıyorum bu kadarını söylemem yeterli diye düşündüm. J Eğer niyetine girer denemek isterseniz bu detaylı bilgiyi doğrudan yetkili ve uzman ağızdan dinlemenizi öneririm.

Jumping Fitness’ın Benim Açımdan Faydaları Neler Oldu?

  • Eğlenceli ve sporla geçirdiğim 40 dakikalık etkili bir zaman dilimi
  • Sınıf ortamının olması ve bu yönde sağladığı motivasyon
  • Koşu bandında ve diğer kardiyo aletlerinde sabredip yakamayacağım kaloriyi eğlenerek yakmam. ( Hatta çok daha fazlası)
  • Vücut geliştirmeye çalışsanız bile Jumping Fitness’ı bir kardiyo ya da tüm vücut idmanı olarak görebilirsiniz.
  • Nefes kondisyonu açısından daha iyisini görmedim. Bu sporu yaptıktan sonra nefes gerektiren sporları deneyin, nasıl geliştiğinizi fark edeceksiniz. ( Mesela yüzme de inanılmaz etkili)
  • Bacak çalışmak bir çok kişi için pek sevimli değildir, burada bacaklarınızın da zamanla geliştiğini ve güçlendiğini fark edeceksiniz.
  • Müzikle yapılan egzersizlerin başında bildiğimiz gibi “Zumba” vardır. Ama sınıflar genellikle kadın ağırlıklı olduğundan ve “oryantal” bir etkinlik şekilde lanse edildiği için genellikle erkekler biraz çekinir ve gurur yapar. Jumping Fitness kıvırma yarışı ya da sanatı değildir emin olabilirsiniz J

Yapmanız gereken tek şey Jumping Fitness Türkiye ile irtibat kurup bir deneme seansı istemek olacak. Özellikle kilo vermek isteyenler hiç düşünmesin! Zıplayın ve harekete geçin…